(SDGTALKING) By Bunyamin Surmeli – Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konsey (ECOSOC) Başkanı Büyükelçi Paul Ray, BM Yüksek Düzey Siyasi Forum (HLPF) öncesinde düzenlediği kapsamlı basın toplantısında, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin (SDG) uygulanmasında gelinen noktayı değerlendirdi. 2030 yılına yalnızca beş yıl kaldığını hatırlatan Ray, “Yarıyı geçtik ama hedeflerin tamamına ulaşmak için yeterince ilerlemiş değiliz. Hedeflerin sahibi BM değil; bu hedefleri kabul eden ve uygulamakla yükümlü olan üye devletlerdir” ifadelerini kullandı.
Konuşmasına, sürdürülebilir kalkınma konularını değerlendirmek üzere düzenlenen tüm oturumlara yoğun katılım gösteren devlet ve sivil toplum temsilcilerine teşekkür ederek başlayan Ray, bu yıl sağlık, cinsiyet eşitliği, ekonomik büyüme, deniz yaşamı ve küresel ortaklıkların ana gündem konuları olduğunu vurguladı. SDG’lere yönelik izleme sürecinin önemli bir ayağını oluşturan Gönüllü Ulusal Gözden Geçirme (VNR) raporlarının kapsamının giderek genişlediğini kaydeden Ray, “Bugüne kadar 193 üye devletten 190’ı bu sürece katıldı. Bazı ülkeler üç kez VNR sundu. Bu, küresel sahiplenmenin güçlü bir göstergesi” dedi.
“2030’dan sonra nasıl ilerleyeceğiz”
2030’un bir bitiş çizgisi olmadığını, kalkınmanın devamlılık arz eden bir süreç olduğunu vurgulayan Ray, “Hayat 2030’da bitmeyecek. Asıl soru şu: 2030’dan sonra nasıl ilerleyeceğiz?” diye konuştu. Son beş yılın küresel kalkınma açısından son derece çalkantılı geçtiğini söyleyen Ray, COVID-19 pandemisinin, çatışmaların ve iklim krizinin dünya genelindeki refah düzeyini geriye ittiğini belirtti. Bu gelişmelerin özellikle yoksulluk, gıda güvenliği, göç, altyapı ve kamu hizmetleri üzerinde yıkıcı etkiler yarattığını söyledi. “Şu anda dünyada tarihte hiç olmadığı kadar fazla insan evsiz durumda” diyen Ray, savaş ve iklim krizinin zorunlu göç dalgalarını artırdığını, küresel eşitsizliği derinleştirdiğini ifade etti.
Yine de bazı alanlarda kayda değer ilerlemelerin yaşandığını belirten Ray, çocuk ölüm oranlarında ciddi düşüşler görüldüğünü, anne sağlığının iyileştiğini ve özellikle kız çocuklarının eğitime erişiminde olumlu gelişmeler kaydedildiğini söyledi. Ancak bu başarıların hedeflerin tümüyle gerçekleştirildiği anlamına gelmediğini belirtti. “Bu bir başarısızlık listesi değil” diyen Ray, “Ama bardağın tamamen dolmadığını görmek zorundayız. Geride kaldığımız alanlarda ne yapılması gerektiğini biliyoruz ve harekete geçmeliyiz” dedi.
“Cinsiyet eşitliğinin gerçekleşmesi 300 yıl alabilir”
Kadın-erkek eşitliği konusunda da değerlendirmelerde bulunan Ray, Genel Sekreter Guterres’in “cinsiyet eşitliğinin gerçekleşmesi 300 yıl alabilir” uyarısını moral bozucu bulduğunu, bu alandaki ilerlemenin durdurulamaz olduğunu vurguladı. “Kadınların eşitliği artık sadece adalet değil, aynı zamanda ekonomik büyümenin temel dinamiğidir” diyen Ray, kadınların işgücüne, karar alma mekanizmalarına ve mülkiyet haklarına tam erişiminin kalkınmaya ivme kazandırdığını kaydetti. “Kadınların eşitliği için verilen mücadele büyüyor, güçleniyor ve sonunda başarıya ulaşacak” ifadesini kullandı.
“DSÖ’den çekilme kararı üzücü”
Basın toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Ray, ABD’nin Dünya Sağlık Örgütü’nden çekilme kararını “üzücü” olarak nitelendirdi ancak bunun küresel sağlık çalışmalarını bitirmeyeceğini vurguladı. “DSÖ’nün görevi sürecek. Kurumlar dirençlidir. Ama ABD gibi bir ülkenin çekilmesinin sonuçları olur. Bunun bilinciyle hareket etmek zorundayız” dedi.
BM’nin içinde bulunduğu mali kriz hakkında da konuşan Ray, finansman sorununun BM’ye değil, ödeme yükümlülüklerini yerine getirmeyen üye devletlere ait olduğunu söyledi. “BM borç alamaz, fazla bütçesini devredemez. Bu sistem, başarı için tasarlanmış bir mali yapı değil” diyerek mevcut yapının kırılganlığına dikkat çekti. Ray, özellikle Çin ve ABD gibi büyük bağışçı ülkelerin aidatlarını zamanında ödememelerinin BM sisteminde ciddi boşluklar yarattığını ifade etti. Aidatlarını geciktiren ülkeler için, “Bizde bunlara ‘deadbeat dads’ yani sorumsuz babalar deniyor. Aidat ödemeyen devletler, küresel sistemin işleyişini baltalıyor” dedi.
BM sistemine yönelik artan küresel eleştirileri, “ideolojik saldırı ve dezenformasyon” olarak nitelendiren Ray, “İnsanlar BM’nin ne yaptığını bilmiyor çünkü biz bunu yeterince anlatamıyoruz. En büyük iletişim hatası, mesajın iletildiğini varsaymaktır” dedi. BM’nin daha etkili iletişim kurması gerektiğini, ancak asıl görevin ülkelerdeki siyasi iradeye düştüğünü sözlerine ekledi.

UN